Prensler kurtarıcı mı?

Sevgili Rapunzel,

 

Aslına bakacak olursa senden böyle sorgulamalar bekliyordum biliyor musun?

Öncelikle annelikten başlamak istiyorum. Biz ikimiz de anneliği el yordamı ile öğreniyoruz. Biliyorsun. Ama benim şu yaşımda gördüğüm ve hissettiğim şu ki annelik dediğin şey ömür boyu suçluluk barındırıyor içinde. Kimisi bu duygu ile başa çıkabiliyor ve anneliğe devam ediyor. Kimisi başa çıkamıyor gidiyor, kimi de yine başa çıkamıyor, gitmiyor ama annelik de yapmıyor. O vücut değişmeye başlıyor ya işte o zaman başlıyor tüm bu iç savaş. Galiba da hiç bitmiyor. Hep bir kızgınlık var bende de. Ki annem elinde olarak göçüp gitmemiş. Seninkini tahmin bile edemiyorum.

Kuleden kaçmadan önce cadıya karşı prensi ele vermen meselesinin derinliğine inişin beni çok etkiledi Rapunzel. Ne kadar cesurca sorguluyorsun. Hiç düşünmemiştim ben mesela bunu. Olabilir. Neden olmasın? Neticede küçücüktün o zaman. İçinde hem uçup havalanmak isteyen bir kuş vardı. Hem de zaten bir yerlere ait olamamışlıkla çırpınan ve olduğu yere uyumlanmış biri. Hayatı da yakından tanımadığın için güvenli bulduğun alanda kalmak istemiş olabilirsin. Ancak nerenin daha güvenli olduğu tartışılır tabi. Tabi bilinmez bir yere gideceğin için bildiğin ve o zamana kadar başa çıkabildiğin yeri daha güvenli kabul etmiş olabilirsin.

Ergenliğinde hiç konuşmasan bile bence Cadı seni yine de kapatırdı o kuleye. Onun planı baştan böyleydi. Seni sadece kendine saklamak istiyordu. Ha diyelim ki kaçtın, vardın annenlerin yanına. Oraya ait hisseder miydin, hiçbir fikrim yok. Zira anneni ve babanı tanımıyorum. Söyleyeceklerim varsayımdan öteye geçemez. Zaten şu anda bunu düşünmenin de pek bir anlamı yok. Faydası da yok.

Bir kız çocuğunun babası büyürken ortalıkta yoksa; ama gerçek anlamda yoksa yani fiziken olmasından bahsetmiyorum, tüm sorumluluğu alarak, kızına güven vererek, kızının arkasındaki yıkılmaz dağ görevinin hakkını vererek demek istiyorum; o kızın ilişkilerinde kesin olarak sorunlar yaşanıyor. Hep bir yanı kırık oluyor. Sen yine iyi başa çıkıyorsun. O zaman da dediğim gibi prensi baba yerine koyman çok normal. Ve ilişkide bunun sorun olması da. Ben gerçek aşk konusunda bir uzman değilim. Ben de ilk gördüğüm ile, beni uykumdan uyandırdı diye belki de evlendim. Hayatımın sonuna kadar mutlu olmam bekleniyor. Ama gerçek aşk hayatın sonuna kadar mutlu olmak demek mi? Aşk gerçekten kavuşman demek mi? Aşk belki de kavuşunca biten bir şey. Bilmiyorum. Hayatımda yaşadığım tek ilişki ile yorum yapamayacağım. Ama ikimiz de sorguladığımıza göre bu işte bir terslik var demektir.

Yani keşke babalar kahraman olarak, prensler ise sevgili olarak kalabilse.

Evet doğru okudun ben de sorguluyorum. Hem de benim büyük kız yüzünden. Yani söylediği şeyler yüzünden. Ve ben de kendimi zaman zaman tutsak hissediyorum bu koca sarayda. Ben de biliyorum, yerimizde olmak isteyen binlerce kız vardır. Ama bunu bilmem içimdeki büyük boşluğu doldurmuyor maalesef. Bu yüzden de kendimi zaman zaman suçlu hissediyorum ancak bu da ayağımdaki prangaların ağırlığını hafifletmiyor.

Ne yapabiliriz bilemiyorum. Henüz. Ancak belki bu mektuplarla bir yerlere varabiliriz. O yüzden yazmaya devam et canım.

 

Sevgiler

Rapunzel

 

 

Prensler kurtarıcı mı?

Eylül 23, 2026Uncategorized

Sevgili Rapunzel,

 

Aslına bakacak olursa senden böyle sorgulamalar bekliyordum biliyor musun?

Öncelikle annelikten başlamak istiyorum. Biz ikimiz de anneliği el yordamı ile öğreniyoruz. Biliyorsun. Ama benim şu yaşımda gördüğüm ve hissettiğim şu ki annelik dediğin şey ömür boyu suçluluk barındırıyor içinde. Kimisi bu duygu ile başa çıkabiliyor ve anneliğe devam ediyor. Kimisi başa çıkamıyor gidiyor, kimi de yine başa çıkamıyor, gitmiyor ama annelik de yapmıyor. O vücut değişmeye başlıyor ya işte o zaman başlıyor tüm bu iç savaş. Galiba da hiç bitmiyor. Hep bir kızgınlık var bende de. Ki annem elinde olarak göçüp gitmemiş. Seninkini tahmin bile edemiyorum.

Kuleden kaçmadan önce cadıya karşı prensi ele vermen meselesinin derinliğine inişin beni çok etkiledi Rapunzel. Ne kadar cesurca sorguluyorsun. Hiç düşünmemiştim ben mesela bunu. Olabilir. Neden olmasın? Neticede küçücüktün o zaman. İçinde hem uçup havalanmak isteyen bir kuş vardı. Hem de zaten bir yerlere ait olamamışlıkla çırpınan ve olduğu yere uyumlanmış biri. Hayatı da yakından tanımadığın için güvenli bulduğun alanda kalmak istemiş olabilirsin. Ancak nerenin daha güvenli olduğu tartışılır tabi. Tabi bilinmez bir yere gideceğin için bildiğin ve o zamana kadar başa çıkabildiğin yeri daha güvenli kabul etmiş olabilirsin.

Ergenliğinde hiç konuşmasan bile bence Cadı seni yine de kapatırdı o kuleye. Onun planı baştan böyleydi. Seni sadece kendine saklamak istiyordu. Ha diyelim ki kaçtın, vardın annenlerin yanına. Oraya ait hisseder miydin, hiçbir fikrim yok. Zira anneni ve babanı tanımıyorum. Söyleyeceklerim varsayımdan öteye geçemez. Zaten şu anda bunu düşünmenin de pek bir anlamı yok. Faydası da yok.

Bir kız çocuğunun babası büyürken ortalıkta yoksa; ama gerçek anlamda yoksa yani fiziken olmasından bahsetmiyorum, tüm sorumluluğu alarak, kızına güven vererek, kızının arkasındaki yıkılmaz dağ görevinin hakkını vererek demek istiyorum; o kızın ilişkilerinde kesin olarak sorunlar yaşanıyor. Hep bir yanı kırık oluyor. Sen yine iyi başa çıkıyorsun. O zaman da dediğim gibi prensi baba yerine koyman çok normal. Ve ilişkide bunun sorun olması da. Ben gerçek aşk konusunda bir uzman değilim. Ben de ilk gördüğüm ile, beni uykumdan uyandırdı diye belki de evlendim. Hayatımın sonuna kadar mutlu olmam bekleniyor. Ama gerçek aşk hayatın sonuna kadar mutlu olmak demek mi? Aşk gerçekten kavuşman demek mi? Aşk belki de kavuşunca biten bir şey. Bilmiyorum. Hayatımda yaşadığım tek ilişki ile yorum yapamayacağım. Ama ikimiz de sorguladığımıza göre bu işte bir terslik var demektir.

Yani keşke babalar kahraman olarak, prensler ise sevgili olarak kalabilse.

Evet doğru okudun ben de sorguluyorum. Hem de benim büyük kız yüzünden. Yani söylediği şeyler yüzünden. Ve ben de kendimi zaman zaman tutsak hissediyorum bu koca sarayda. Ben de biliyorum, yerimizde olmak isteyen binlerce kız vardır. Ama bunu bilmem içimdeki büyük boşluğu doldurmuyor maalesef. Bu yüzden de kendimi zaman zaman suçlu hissediyorum ancak bu da ayağımdaki prangaların ağırlığını hafifletmiyor.

Ne yapabiliriz bilemiyorum. Henüz. Ancak belki bu mektuplarla bir yerlere varabiliriz. O yüzden yazmaya devam et canım.

 

Sevgiler

Rapunzel

 

 

Son Yazılar

  • Your Content Goes Here

    Sevgili Pamuk Prenses, Buralara gelmekle hata mı ettim bilemiyorum. Bazen orada daha mutlu olduğumu düşünüyorum. Daha özgür olurum sandım ama maalesef öyle değilmiş durum. Mesela yazın şortla gezemiyorum İstanbul’da gönlümce. Eskiden gezebilirlermiş. Ya da metroya rahatça binemiyorum insan gibi. İtip kakıyorlar. Beni üvey annem böyle itip kakmadı. Güvenlik adı altında deli saçma kurallar var mesela, [...]